24 Ocak 2013 - 20:30

2001 yılından beri Afganistanı işgal eden ABD öncülüğündeki NATO askerleri, on binlerce sivil halkı katletti. Bir çocuğun başına bir tonluk bombayı atmaktan çekinmeyen işgalciler, düğün evlerini bombalıyor, geceleri yatak odalarını basıyor ve köyleri dahi ortadan kaldırabiliyor.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Hasta ruhlu işgalciler on binlerce Müslüman’ı katletmeye devam ediyor. Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan “Afganistan’da Sivil Ölümleri” başlıklı rapor, işgal güçlerinin bütün zalimliklerini gözler önüne seriyor. Ülke ülke işgal güçlerinin ele alındığı raporda öne çıkan NATO katliamlarına da tarih ve şehit sayıları ile birlikte yer veriliyor.

Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi’den Dr. Salih Akyürek, Nursema Kıbrıs ve Dilara Ünal tarafından hazırlanan “Afganistan’da Sivil Ölümleri” başlıklı rapor, işgal güçlerinin bütün zalimliklerini gözler önüne seriyor.

Hasta ruhlu işgalciler Afganistan’da

Afganistan toprakları stratejik konumu nedeniyle geçmişte pek çok defa işgale ve müdahaleye uğramıştır. Çin ve Hindistan’ın büyüyen nüfuzunun da etkisiyle batıdan doğuya kaymaya başlayan dünya güç dengesi nedeniyle Afganistan’ın stratejik önemi günümüzde daha fazla artmıştır. Afganistan’ın yakın geçmişte yaşadığı pek çok olumsuzluk, bu ülkenin hegemonik güçler tarafından kontrolünü ve yönetilmesini kolaylaştırmıştır. 2001 yılında başlayan ve bugün Türkiye’nin de verdiği destekle hâlâ devam eden işgal ise on binlerce Afgan Müslüman’ının hastalıklı ruha sahip ABD askerleri eli ile katledilmesine neden olmuştur.

İşgalciler katliam yapıyor

Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan Afganistan raporuna göre bu işgal, uluslararası hukuk çerçevesinde meşruiyet temelinde tartışılmaya devam etmekle birlikte, benzer bir tartışma ülkedeki sivil ölümleri, insan hakları ihlalleri ve müdahalenin doğurduğu sonuçlar temelinde de devam etmektedir. On binlerce masum sivilin ölümüne rağmen, ülkede herhangi bir alanda iyileşmeden bahsetmek mümkün değildir. Bilge Adamlar hazırladığı rapor ise, NATO şemsiyesi altında görev yapan koalisyon güçlerinin düzenlediği operasyonların neden olduğu sivil ölümlerini farklı bir pencereden incelemek amacıyla kaleme alındı. Bilgesam, raporun amacının Afganistan’da NATO şemsiyesi altında görev yapan koalisyon güçlerinin neden olduğu sivil ölümlerini incelemek, genelde doğu toplumlarına, özelde Afgan halkına bakışın ve batılı askerlerin psikolojisinin sivil ölümlerine etkisini ortaya koymak olarak açıklıyor.

100 binden fazla kişiyi katlettiler

Afganistan Operasyonunun tehdit olarak görülen terörist unsurların ortadan kaldırılması, Taliban rejiminin devrilmesi, Afganistan’a özgürlük, demokrasi ve istikrar getirilmesi temel hedeflerini yerine getirmek için gerçekleştirildiği pek çok kere ifade edilmiştir. Bugün gelinen noktada, harekatın verilen bu hedeflerden hangilerini gerçekleştirdiğine bakmak gerekmektedir. Ülkede El Kaide ve Taliban unsurları etkisiz hale getirilememiştir, Taliban hükümeti devrilmiş ama ülkenin büyük kısmında etkili durumdadır. İnsan hakları, eğitim, sağlık ve refah düzeyi konularında hedeflenen gelişmeler sağlanamamıştır.  Üzerinden 11 yıl geçmiş olmasına ve ‘Sonsuz Özgürlük’ sloganı ve vaatlerine rağmen, halkın lehine olarak herhangi bir alanda bir şey ortaya konamamış, halkın beklentilerini karşılayan bir iyileşmeden bahsetmek mümkün olmadığı gibi, Afganistan’ının öncesinden daha yaşanabilir bir durumda olduğunu iddia eden bir kaynağa rastlamak da oldukça güç görünmektedir. Savaşın bilançosu; 100 bini bulduğu tahmin edilen ölü sayısı, milyonlarla ifade edilen yerinden edilmiş kişi, bombalanarak yok edilen yüzlerce köy, açlık, sefalet ve korkudur.

Sivil kayıpların bilançosu

Afganistan’daki kayıplarla ilgili istatistiklerin farklı kurum ve kuruluşlarca 2006 ve sonrasında daha sağlıklı olarak tutulduğu görülmektedir. Afganistan harekatında altı yıllık (2006-2011) kaybının 50 bin kişiyi bulduğu görülmektedir. 2001-2005 dönemi kayıpları ve kayıtlara girmeyen ve saklanan kayıplarla birlikte doğrudan ölümleri kapsayan bu sayının 100 bin olarak tahmin edilmesi abartılı olmayacaktır. Tedavi sırasındaki ölümler ve savaşın neden olduğu dolaylı ölümler de dahil edildiğinde bu sayının çok daha yukarılara çıkacağı, ancak bu konuda sağlıklı bir sayımın ve tahminin de olmadığı görülmektedir. Çok sağlıklı olmayan bu veriler temelinde yaralı sayısı ve savaş nedeniyle sakat kalan kişilerin tam sayısını belirlemek güç olsa da, problemin büyüklüğünü ve vahametini tahmin etmek zor olmasa gerekir.

Katliamlarını saklıyorlar

Afganistan’da koalisyon güçlerinin neden olduğu sivil ölümleri ve bu konudaki bilgilerin saklanmış veya maniple edilmiş olması konusunda farklı kaynaklarda veriler bulunmaktadır. Bu konuda, Wikileaks belgeleriyle ortaya çıkan pek çok gerçek de bulunmaktadır. Afganistan ile ilgili Wikileaks belgelerinin doğruluğunu kabul eden ABD yetkilileri, belgelerin ifşasının ülkenin güvenliği ile birlikte bu ülkede görev yapan asker ve işbirliği içinde olan insanların can güvenliğini tehlikeye attığını öne sürmektedir. Genel olarak bakıldığında; söz konusu endişeler geçerli olmakla birlikte Wikileaks belgelerinin, ülkede yaşanan insan hakları ihlallerinin, kayıt altına alınmayan kayıpların ve sivil ölümlerinin ifşasına dönük bilgileri barındırdığı görülmektedir.

Obama sivil katliamını kabul etti, normal karşıladı

Afganistan’da sivil ölümlerinin artması üzerine ABD Başkanı Obama, bu ülkede düzenlenen operasyonlar sonucunda meydana gelen sivil kayıplardan kendisinin sorumlu olduğunu 2010 yılında açıklamıştır. Obama’nın söz konusu açıklaması, ölümlerin savaşın doğal ve kaçınılmaz sonucu olduğu gibi bir kabule dayanmaktadır. Açıklamadaki temel mesajı ise, operasyonların aynı felsefe ve mantıkla devam ettirilmesi ve sivil ölümlerinin soruşturulmaması şeklinde okumak yanlış olmayacaktır.

Gece baskınları ile insanları yataklarında katlediyorlar

Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu (Afghanistan Independent Human Rights  Commission -AIHRC) raporuna göre, ülkede görev yapan koalisyon güçleri ve Afgan  hükümeti/yerel yetkilileri arasındaki koordinesizlik ve istihbarat hataları sivil kayıpların artması riskini de beraberinde getirmektedir. Koalisyon güçlerince gece düzenlenen hava saldırıları ve diğer kara operasyonları; Afgan kültürü ve gelenekleri konusundaki bilgi ve uzman eksikliği nedeniyle yanlış hedeflere saldırılmasına, yerel halkın kayıp vermesine ve halkın sürekli bir korku içinde ve travma ile yaşamasına neden olmaktadır. Yasal ve hukuki hiçbir otorite ve kurala bağlı olmaksızın insanların evleri gece baskınlarıyla işgal edilmekte veya yok edilmekte, aile üyeleri öldürülmekte veya yaralanmaktadır. Bu olumsuzluklara psikolojik problemleri ve önyargıları nedeniyle operasyonlar dahilinde veya diğer zamanlarda masum sivilleri öldüren koalisyon askerlerinin oluşturduğu korku da eklendiğinde problem tamamen farklı ve vahim bir boyuta kaymaktadır.

1 ton bomba 1 çocuğun başına atılabiliyor

Farklı kaynaklardaki istatistiklere bakıldığında; Afganistan’da koalisyon güçlerinin neden olduğu, kayıtlara giren sivil ölümlerinin yaklaşık yüzde 40’ının hava saldırıları ile oluştuğu görülmektedir.  ABD Hava Kuvvetler’ince verilen istatistikler, Afganistan’da yer hedeflerine uçaklarla yapılan saldırılarda her yıl yüksek patlayıcı güçte (Ağırlıkları 250-1000 kg. arasında değişen) 3500-4000 bombanın kullanıldığını ve bu bombalamanın etki açısından rekor düzeyde olduğunu göstermektedir. Bu bombalamalarda içinde masum sivillerin bulunup bulunmadığı dikkate alınmaksızın yerleşim yerlerinin bir bütün olarak hedef alınması yanında, kullanılan mühimmatın gücü noktasındaki orantısızlık da dikkat çekicidir. Hatta bombalamaların çoğu zaman güvenilir bir istihbarat olmaksızın gerçekleştirilmiş olması ve pek çok olayda kayıpların tamamının masum siviller olması da özellikle vurgulanması gereken bir başka vahim gerçek durumundadır. Koalisyon hava gücünün, insan kalabalığı gördüğü pek çok ortamı bombalaması, bu hedefler içinde pek çok düğün ve cenaze merasiminin yer alması, istihbarat kalitesi ve insan yaşamına değer anlamında önemli bir probleme işaret etmektedir.

Köyleri ortadan kaldırıyorlar

Hava saldırıları, neden olduğu büyük sivil kayıpları yanında, bireysel ve toplumsal mülke çok büyük zararlar vermekte, kimi zaman bir köyü tamamıyla haritadan silebilmektedir. Güdümlü bombaların hedef vuruş hassasiyeti çok yüksek olmasına rağmen, yerleşim yerlerine yapılan hava saldırılarında yüksek tahrip gücü olan bombalar kullanılmaktadır. Sadece belirlenen evin ya da evlerin hedef alınması yerine tüm bölgenin bombalanması, halkın toptan cezalandırılması ve sonuçta da her olayda onlarca masum sivilin katledilmesi anlamına gelmektedir. Sivil kayıplardaki kadın ve çocuk oranının yüksekliği de koalisyon güçlerinin bu konudaki duyarsızlığını ve yanlışlarını ortaya koymaya yetecek niteliktedir.  Bir köyde veya kalabalık bir grup içinde şüphelilerin olduğu durumlarda, grubun veya köyün bombalanarak tamamen yok edilmesi ve bombalamayı takip eden saatlerde kurtarma çalışmalarının bile aynı zihniyetle bombalanması, Afganistan’da yaygın olarak görülen olaylar arasında yer almaktadır.

Wikileaks belgeleri yalanlarını ortaya çıkarttı

Şu ana kadar öldürülen binlerce masum sivil, ya hiç kayıtlara girmemiş ya da Taliban militanı olarak gösterilmiştir. Bu nedenle açıklanan sivil ölümlerine ait istatistiklere ihtiyatla yaklaşmak gerekmektedir. Wikileaks belgelerinde yer alan, pek çok olayda yüzlerce Afgan sivilin öldürüldüğü, ancak savaş suçu niteliğindeki bu olayların bildirilmediği ve/veya herhangi bir soruşturmaya konu edilmediği yönündeki bilgiler pek çok yerel ve uluslararası kaynağın iddialarını doğrular niteliktedir. 2008 Temmuz ayı içinde 47 sivilin öldürüldüğü “Düğün Töreni Saldırısı” ve 2008 Ağustos ayı içinde 78-92 sivilin öldürüldüğü “Azizabad Hava Saldırısı” koalisyon güçlerince gerçekleştirilmiştir. Koalisyon güçleri her iki olayda da sivil kayıpların yaşandığını yalanlamıştır. Müteakiben, kamuoyu baskısı nedeniyle, koalisyon güçleri olayları kendilerinin soruşturacağını açıklamış ve daha sonra Azizabad saldırısı için önce 5-7 ve daha sonra 33 sivilin öldüğü açıklanmıştır.

Batı medyası en büyük ahlaksızlığı yapıyor

Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan Afganistan raporuna göre Uluslararası ve ulusal medya organlarını takip eden birisinin Irak ve Afganistan’daki herhangi bir ölümden İngiltere’yi veya ABD’yi sorumlu tutması çok olası değildir. Bu ülkelerdeki şiddet ile ilgili olarak isyancıların ve mezhep çatışması içinde olanların sorumlu tutulması tipik bir yaklaşım tarzıdır. İnsanlar bu yaklaşımı benimserken medya tarafından yaratılan bir illüzyonun etkisinde olduklarını da pek düşünmezler. Bunca hukuksuz müdahaleye ve masum sivilin ölümüne rağmen ABD Ordusunun, tarihteki ve bugünkü ordularla kıyaslandığında en disiplinli ve insancıl ordu olduğu şeklinde görüşler bile savunulabilmektedir. Bir makalede, Afganistan örneği ile batılıların ve batılı medyanın kendi tarafında olanlarla olmayanlar arasında yaptığı temel ayrım ve çelişkiler özetle şu şekilde ortaya konmaktadır: 1979-1989 arasında Afganistan’da Sovyetler Birliği işgaline karşı savaşan ve ABD tarafından desteklenenler; Batılı devletler ve medyaları tarafından “direniş savaşçıları (resistance fighters)” ve “özgürlük savaşçıları (freedom fighters)” olarak adlandırılırken, bugün koalisyon güçleriyle savaşan ve içlerinde bir önceki savaşa da katılanların olduğu gruplar “militan” ve “isyancı” olarak adlandırılmaktadır. Buradaki temel mantık kişilerin sizin yanınızda olup olmamasıdır. Afganistan’da batılı kayıplar kişisel hikayeleriyle basında yer alırken, koalisyon güçlerinin neden olduğu masum sivil ölümleri çoğu zaman iç sayfalarda birkaç cümle ile geçiştirilmektedir. Örnek olarak, bir düğün evinin 2008 yılında Amerikan uçaklarınca bombalanması sonucunda ölen çoğu kadın ve çocuk 47 kişinin haberinin ‘Times’ da iki cümle ile yer alması verilebilir.